Husilerin Epstein Stratejisi: Farklı Cephelerden Saldırılar! Füze Savaşının Arka Planında Neler Dönüyor? Planlar Neler?

Yemen’de İran destekli Husiler ile Suudi Arabistan arasındaki gerilim, füze ve insansız hava aracı saldırılarıyla tekrar dikkat çekiyor. Suudi Arabistan liderliğindeki koalisyon, ülkenin doğu kısmına yönelik fırlatılan üç balistik füzenin etkisiz hale getirildiğini ve güneyde tespit edilen dört insansız hava aracının da durdurulup düşürüldüğünü duyurdu. Askerî faaliyetlerin devam ettiği bu ortamda, Husilerin Suudi Arabistan’a karşı yürüttüğü mücadele farklı yönler kazanıyor.

Husiler, Riyad yönetimini yalnızca askeri saldırılarla değil, siyasi söylemleriyle de hedef alarak uluslararası tartışmaları kendi lehlerine çevirmeye çalışıyor. Grubun son dönem kampanyasında öne çıkan ve dünya genelinde yankı uyandıran bir figür ise Jeffrey Epstein!

EPSTEİN PLANI NELER İÇERİYOR?

New York Times’ta yer alan haberde Husiler, Jeffrey Epstein hakkında yayımlanan belgeleri Suudi Arabistan’a karşı yürüttükleri kampanyanın önemli bir parçası haline getirdi. Grup, uluslararası kamuoyunda tartışma yaratan dosyaları kullanarak Riyad yönetimini hedef alırken ABD ile Suudi Arabistan arasındaki yakın ilişkileri de eleştirilerinin merkezine yerleştirmiş durumda.

Washington merkezli risk danışmanlık şirketi Basha Report’un kurucusu ve Yemen analisti Muhammed el-Beşa’ya göre Husiler, rakiplerinin gündemini dikkatlice takip ediyor ve bunu kendi siyasi amaçları doğrultusunda kullanıyor.

Husi yönetiminin üst düzey isimlerinden Mehdi el-Meşat da Epstein belgeleri aracılığıyla Suudi yönetimini hedef alan açıklamalarda bulundu. Grubun resmi medya organlarında yayımlanan mesajlar kısa süre içinde çeşitli sosyal medya hesapları ve içerik üreticileri tarafından da paylaşıldı. Suudi yetkililer ise Epstein belgeleri üzerinden yapılan suçlamalara dair kamuoyuna herhangi bir yanıt vermedi.

Fotoğraflar: AP

“DİKKAT ÇEKEN HUSUS, EPSTEİN DOSYASININ DİNÎ SEMBOLLERLE KULLANILMASI”

“Husilerin bu kampanyasını daha geniş bir siyasi baskı stratejisinin parçası olarak değerlendirmek gerekir” diyen İran Araştırmaları Merkezi (İRAM) araştırmacılarından Oral Toğa, “Riyad yönetimini itibarsızlaştırmak bu stratejinin önemli bir boyutunu oluşturuyor. Bu çerçevede Suudi Arabistan’ın bölgedeki konumunu ve dış ilişkilerini sorgulama biçimlerini de hedef alıyorlar” dedi.

Bununla birlikte uzman kişi “Burada özellikle dikkat çekici olan, Epstein dosyasının dinî semboller üzerinden kullanılması” diyerek önemli noktalara vurgu yaptı:

— New York Times’taki haberde Kâbe örtüsüne ait parçaların Epstein’a gönderildiği iddialarının Husi söylemine dahil edildiği belirtiliyor. Bu durumun zamanlaması oldukça kritik. Suudi Arabistan’ın Husileri Mekke’yi hedef almakla suçladığı ve Husilerin bu iddiaları reddettiği bir ortamda aynı konu Riyad’a karşı kullanılmaktadır. Dolayısıyla Husiler, kendilerine yöneltilen suçlamayı tersine çevirerek kutsal mekânların korunması konusunda Suudi yönetiminin meşruiyetini sorgulamaya çalışıyorlar.

— Bu söylem birkaç farklı kazanım sağlama amacını gütmektedir. Öncelikle Husiler, kendi tabanlarını ortak bir dış tehdit etrafında toplamak istiyor. Yemen’de ekonomik koşulların zorlaştığı ve savaşın yeniden alevlendiği bu süreçte toplumsal hoşnutsuzluğu dışa yönlendirmek hareket açısından faydalı olabilir. Sonuç olarak son gerilim öncesinde de Suudi Arabistan’ı ekonomik sorunlardan sorumlu tutan söylemin artışı gözlemlenmiştir. Bu kampanya aynı zamanda Husilerin Yemen’in geleceğine dair müzakerelerde dikkate alınması gereken bir aktör olduğunu öne sürebilir.

“SUUDİ YÖNETİMİ ABD VE İSRAİL İLE AYNI SİYASİ VE AHLAKİ ÇERÇEVEYE YERLEŞTİRMEK İSTİYORLAR”

“Diğer yandan, Suudi yönetimi ABD ve İsrail ile benzer siyasi ve ahlaki çerçeveye oturtmaya çalışıyorlar” diyen Toğa, “Bu anlatıda Riyad’ın Batılı ülkelerle ilişkileri ülkenin güvenlik ve ekonomik çıkarları üzerinden değil, yöneticiler arasındaki sorunlu ilişkilerin yansıması olarak sunuluyor. Böylelikle Husiler, Suudi Arabistan ile olan çatışmalarını daha geniş kapsamlı bölgesel mücadelelere bağlayabiliyorlar. Ancak belgelerdeki iletişim kayıtlarını veya eşya gönderimine dair bilgileri hemen suç ortaklığı kanıtı gibi yorumlamamak gerekir. Kampanyanın ortaya koyduğu bağlantılar ile belgelerin gerçekten sunduğu durumların ayrı ayrı incelenmesi gerekmektedir” ifadelerini kullandı.

“ABD-Suudi Arabistan ilişkileri açısından muhtemel etki ise daha dolaylıdır. Böyle bir kampanya Riyad’a verilen desteğin kamuoyunda savunulmasını zorlaştırabilir ve mevcut eleştirilerin yayılmasını artırabilir” diyen Toğa şöyle devam etti:

“Fakat güvenlik, enerji ve yatırım çıkarlarına dayalı bir ilişkinin bu nedenle sona ereceğini öngörmek için yeterli delil yoktur. Washington ile Riyad arasındaki askerî destek tartışmaları ayrıca değerlendirilmelidir; bu tartışmaları doğrudan Epstein kampanyasının sonucu olarak görmek mümkün değildir. Husilere yönelik daha ulaşılabilir kazanç ise Riyad’ın itibarını zayıflatmak; karşı tarafın bölgesel desteğinin siyasi maliyetini artırmak ve askeri baskıyı müzakere avantajına dönüştürmektir. Ancak bunun sınırları bulunmaktadır; kampanya özellikle sivil kayıplara yol açan saldırılarla sürdürüldüğünde ise Suudi Arabistan ile dayanışmayı güçlendirebilir.”

KAMPANYAYI VİDEOLARLA DESTEKLİYORLAR

Husilerin kampanyasında Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman da öne çıkan figürlerden biri oldu. Grup, veliaht prensin siyasi imajını zedelemeyi amaçlayan müzik video klipleri, mizahi içerikler ve kısa dramatik yapımlar yayımlamaktadır.

Bunlardan biri Yemenli komedyen Mustafa al-Momari’nin hazırladığı videolar oldu. Daha önce Husileri eleştirdiği gerekçesiyle hapse atılan al-Momari 2023 yılında serbest bırakıldıktan sonra Suudi yönetimini hedef alan içerikler üretmeye başladı; ancak bu değişimin nedenleri hala netlik kazanmış değil.

Temmuz ayında yayımlanan bir müzik videosunda al-Momari Muhammed bin Selman’ı canlandırdı; böylece Husi saldırılarından endişeli bir veliaht prens portresi çizildiğinde hikaye prensin sarayında yakalanmasıyla sona erdi; video 300 binden fazla izlenme aldı. Husilerin bu tür içeriklerle amaçladığı şey ise siyasi mesajlarını resmi açıklamaların ötesine taşıyarak geniş kitlelere ulaştırmaktır.

KÜÇÜK EKİPTEN GENİŞ MEDYA AĞINA

New York Times’ın haberine göre Husilerin iletişim faaliyetleri sadece sosyal medya paylaşımlarından ibaret kalmamaktadır; grubun televizyon kanalları, internet siteleri, radyo yayınları, gazeteleri gibi geniş bir ağ bulunmaktadır.

Yemen’deki gelişmeleri 20 yılı aşkın süredir takip eden analist Muhammed el-Beşa’ya göre grubun iletişim kapasitesi zaman içinde büyük ölçüde ilerleme kaydetmiştir. El-Beşa’ya göre başlangıçta küçük bir ekip tarafından yürütülen çalışmalar günümüzde çeşitli platformlarda eş zamanlı içerik üreten organize edilmiş bir medya sistemine dönüşmüştür.

Sistem içindeki önemli unsurlardan biri de grupla benzer ideolojik çizgide yer alan içerik üreticileridir; müzisyenler, komedyenler ve sosyal medya fenomenleri Husi yönetiminin mesajlarını farklı yollarla yaymaktadırlar böylelikle siyasi açıklamalar şarkılara veya mizahi içeriklere dönüştürülerek çeşitli kitlelere ulaştırılmaktadır.

ZÂMÎL GELENEĞINDEN SOSYAL MEDYA KAMPANYALARINA

Peki tüm bu yöntemler askerî kapasitenin ötesinde etkili olabilmek adına mı kullanılıyor? İran bağlantılı aktörlerin benzer propaganda yöntemleriyle birlikte değerlendirildiğinde bu iletişim ağı bölgede güç mücadelelerinin seyrini nasıl etkileyebilir?

Buna “Tüm bunlar Husilerin askerî kapasitelerinin ötesinde siyasal etki yaratma arzusunu gösteriyor; Füze ve İHA saldırılarıyla yaratılan baskının algılanma şekli de mücadelenin önemli parçalarından biridir” diyen Toğa şu şekilde ekledi:

— Bunun Yemen’e özgü toplumsal temelleri de var; Husiler geleneksel şiir şeklinde olan zâmili uzun zamandır propagandaya yönelik kullanmaktadırlar; televizyon radyo sosyal medya gibi farklı platformlardan çeşitli kesimlere hitap etmektedirler dolayısıyla burada yalnızca birkaç başarılı videodan oluşan yeni bir etkinlikten bahsetmiyoruz ama yerel kültürel araçların zaman içerisinde daha geniş medyatik düzenlemelere entegre edilmesidir.

— Mizahın işlevi özellikle önemlidir; Bir lideri korkmuş ya da çaresiz göstererek güçlü imajını aşındırmak mümkündür ayrıca eğlence içeriği içerisindeki politik mesaj normal şartlarda Husi açıklamalarına ilgi göstermeyen kişilere de ulaşabilmektedir fakat içeriğin paylaşımı bunun her paylaşanı Husi ideolojisini ya da siyasal hedeflerini benimsediği anlamına gelmez tepkide bulunan kişi ile onun rakibine destek vermek her zaman aynı şey değildir.”

— İletişim kurumsal boyutu da taşımaktadır; Sana’a Center’ın 2026 tarihli araştırması Husi yanlısı dijital ortamda yüksek profilli bireylerin ölçülü mesajlar verdiğini etkili hesapların bunları yaygınlaştırdığını anonim hesapların ise daha sert söylemleri dolaşıma soktuğunu belirten katmanlı yapıyı tanımlamaktadır; araştırmada insani yardım çalışanlarına yönelik düzenlenen kampanyalarda görülen bu yapı iletişimin hem dış rakiplerle mücadelenin yanında iç kontrol amacıyla kullanılabileceğini göstermektedir.”

p >< span >< strong >TAHRAN’DAN MI YÖNETILIYOR YA DA ORTAK YÖNTEMLER Mİ KULLANILIYOR?< br />< br />Konunun İran bağlantılı aktörlerle değerlendirildiğinde “Ortak söylemler yanında deneyim aktarımını da görüyoruz Hizbullah’ın El-Mesire kanalının kuruluşuna verdiği destek bunun somut örneklerinden biridir” diyen Oral Toğa şunları belirtti:

< p >< strong >“Bu ilişkiler mesajların farklı ülkelerdeki kanallar üzerinden yayılmasını kolaylaştırabilir ama benzer mesajların kullanılması her kampanyanın Tahran’dan yönlendirildiğini ispatlamaz özellikle Epstein kampanyası bakımından böyle merkezi yönlendirmeyi doğrulayan veriye sahip değiliz.”

< p >< span >SUUDİ ARABISTAN’IN YEMEN’DEKİ GEÇMİŞI DE HEDEFTE

< p >Husilerin Suudi Arabistan’a karşı yürüttüğü kampanyanın diğer önemli ayağı Yemen’de yıllardır süren savaştır 2015 yılında uluslararası alanda tanınmış Yemen hükümetini desteklemek amacıyla Huşilere karşı sürdürülen askerî koalisyona öncülük etmiştir.< br />< strong >< br />Uzunca süren çatışmalar hava bombardımanları ekonomik çöküş ülkeyi ağır insani krize sürüklemiştir.
< strong >< br />Husiler savaşın yol açtığı yıkımı sivil kayıpları sıkça eleştirilerine malzeme yapmaktadır grup kendisini dış müdahalelere karşı savaş veren hareket olarak konumlandırmayı amaçlamaktadır.< / p >

< p >Geçtiğimiz ay Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan’ın New York’ta eleştirilen görüntüleri Husi çevrelerinde paylaşıldı Husi sözcüsü Ameel Hayyan görüntüleri sosyal medya hesabında yayımlayarak Riyad yönetimini Yemen’deki askeri faaliyetlerinden dolayı hedef aldı.< / p >